Kahvenin Bilinmeyen İlginç Hikayesi – Maskaraa

Kahvenin Bilinmeyen İlginç Hikayesi

Kahvenin Hikayesi

Biliyoruz ki dünyanın dört bir yanında kahve kültürü yaygınlaştı. Kahvenin kökeni aslına Habeşistan’a dayanmaktadır. Sonrasında Yemen ve Ortadoğu ülkelerinden İstanbul ve Avrupa’ya yayılmıştır. Çeşitli efsanelere konu olan günümüzde türleri, çeşitleri bakımından zengin bir kültüre sahip olan kahvenin ve Türk Kahvesinin tarihi bir o kadar da ilginç.

Aslında kahvenin kim tarafından ne zaman keşfedildiği tam olarak bilinmiyor. Bir rivayete göre Habeşistan’ da (Etiyopya) kahveyi keşfeden canlılar keçilerdir. Çoban, otladığı keçilerinin değişik bir bitki yedikten sonra daha dinç ve canlı olduklarını görmüş. Bunun üzerine merak edip bitkiyi tattığında kendisi de aynı duyguları yaşamış. Ve böylece insanlar arasında da yaygınlaşan ilk başlarda çiğnenerek tüketilen kahve ağacının meyveleri, sonralarda kaynatılıp demlenerek tüketilmiştir.

  OSMANLI’NIN KAHVE İLE TANIŞMASI

Çeşitli kaynaklarda değişik görüşlere göre Osmanlı’nın kahve ile tanışmasında en çok kabul edilen diğer hikayeye göre Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) döneminde Yemen Valisi Özdemir Paşa vasıtasıyla imparatorluk başkentine geldiğidir.” Bir başka görüşe göre ise “1555 yılında Halepli iki tüccarın Taht-ül Kale (Tahta kale) semtinde açtıkları kahvehane sayesinde Osmanlılar kahve ile tanışmışlardır.”

Bu rivayetlerden hangisi gerçek olursa olsun bu lezzetli içecek Osmanlı mutfağının vazgeçilmez içeceği arasında yerini almıştır. Saray mutfağında baş köşede yerini alan lezzeti ile insanları mest eden kahve yapımı için özel olarak kahveci başı bile yetiştiriliyordu.

Kahve
görsel kaynak: http://unsplash.com/photos/TD4DBagg2wE

Türkler bu büyülü içeceği farklı usullerde, yapılış şekilleri ile kendine has özellikte tüm dünyada Türk Kahvesi olarak tanıtmayı başarmıştır. Ve böylece telvesi ile beraber güğüm ya da cezvelerde pişirilen kahve, diğer ülkelerde pişirilen kahvelerden farklı olarak Türk kimliğini kazanmıştır. Şunu da belirtmeden geçmeyelim ki ülkemizde iklim koşulları nedeni ile kahve yetiştiriciliği yoktur. Çünkü kahve ağacının her ortamda yetişmeyen bir bitki özelliğini taşıyor. İthali yapılan kahve çekirdekleri uzun yollardan gelip lezzeti ile damaklarımızda tadını bırakmaya devam ediyor.

  AVRUPA’NIN KAHVE İLE TANIŞMASI

Kahvenin Avrupa ile tanışmasında da yine farklı rivayetlere dayanıyor. Osmanlı ordusunun 1683 Viyana yenilgisi üzerine Osmanlı orduları Viyana üzerinde çekilirken Osmanlı’dan kalan ve ele geçirilen çuvallar dolusu kahve ile Avrupalılar tanışmış. Diğer rivayete göre de;1699 yılında ise Osmanlı’nın Paris Sefiri olan Süleyman Ağa, yanında götürdüğü, yaptırdığı Türk kahvesini Paris’in önde gelenlerine ikram ederek Avrupa Türk Kahvesi ile tanıştığına dairdir. Sonrasında kendilerine özgü olarak kahve çekirdeklerinden farklı kahve türleri ile Avrupa’da da hızla kahve kültürü yaygınlaşmaya başlar.

Kahve
görsel kaynak: http://unsplash.com/photos/QKylkd3HS6o

Tük Kahvesi Kültürü ve Araştırma Derneğinin sunduğu bilgiye göre; “Eski Osmanlı coğrafyasında, cezve kahvesi olarak adlandırılan bu “modus operandı” on sekizinci yüzyıla yani filtre kahve yöntemi yaygınlaşana kadar dünyada en yaygın kahve hazırlama biçimi olarak Boston’dan Viyana’ya kadar kullanıldı. Kahvenin kuzeydoğu Afrika’dan başlayan ve onu günümüzde sudan sonra en çok tüketilen içecek haline getiren yolculuğunun başlangıç noktası olmasa da belkide en önemli durağı Osmanlı İmparatorluğu, özellikle İstanbul olduğundan şüphe yoktur. On yedinci yüzyılın başından itibaren Venedik, Marsilya, Paris, Londra, Viyana ve diğer Avrupa metropollerine kahvenin ulaşması, tanınması ve popülaritesinde Osmanlı İmparatorluğu tebaası kişiler hep başrol oynamışlardır.
Kahveyi çok kısa sürede benimseyen Avrupalılar işin ekonomik boyutunun farkına varmakta gecikmemiş, sıcak iklimli kolonilerinde bu bitkinin büyük ölçekli tarımına başlamış ve kahvenin dünya içeceği haline gelmesinde önemli rol oynamışlardır.”

Ülkemizde bir çok şarkıya, türküye, atasözlerine konu olan, dile kolay 40 yıl hatırı bulunan ve bu topraklarda 600 yıldır milyonlarca tiryakisi bulunan kahvenin tahtı sarsılmayacak gibi görülüyor. Sizde kahve sever iseniz bu yazı üzerine bol köpüklü, damak tadınıza uygun sade, orta ya da şekerli bir Tük Kahvesini afiyetle yudumlamanın tam da zamanı değil mi?

ana görsel kaynak: http://unsplash.com/photos/KixfBEdyp64

Yazar hakkında

Alev Coşkun

Alev Coşkun

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun. E-ticaret ve Sosyal Medya Uzmanlığı yapıyor. Aynı zamanda maskaraa.com'da çeşitli kategorilerde yazar olarak devam ediyor.

Yorum yap