Yeraltından Notlar – Maskaraa

Yeraltından Notlar

Kitap

“Yaşamım boyunca çok az tokat attığım için ise sadece pişmanlık duyabilirim.”

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Rus roman yazarı.(11 Kasım 1821- 9 Şubat 1881)

Dostoyevski benim için dünyanın en iyi romancısıdır diyebilirim. Fazlasıyla kötü özelliklere sahip bir insan olarak tanınır ama bizi ilgilendiren kısmı tabi ki yapıtlarıdır.

Dostoyevski‘nin romanlarının her zaman çok ağır olmasına karşın oldukça ince anlamlar içeren psikolojik bir yönünün olduğunu savunmuşumdur. Her sayfayı çevirdiğimde satırların, cümlelerin akışında gördüğüm; düşünen, sorgulayan, fazlasıyla zeki bir adamın kalemi olduğudur. Bunun aksini düşünen elbette olabilir. Hatta fazlasıyla anlamsız bulan birçok insan tanıdım. Bana soracak olursanız hayatın en kötü taraflarını hayranı olabileceğim karakterler ve satırlarla ele alıyor.

Yeraltından Notlar
Özellikle psikoloji alanıyla ilgili olan kişilerin, öğrencilerin, psikologların vb. ellerine muazzam bir karakter, ruh analizi kaynağı sağlıyor diyebilirim. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, dediğimiz zaman sayfalarca yazı yazabilir,saatlerce konuşabiliriz. Fakat bu platforma sığdırmamız gerekenin, yazarın en etkileyici sözlerinden bazıları olması gerektiği kanaatindeyim. Sizlerle paylaşmak için “Yeraltından Notlar” kitabını seçtim. Her satırını büyük bir ilgiyle okuyan hatta ezberleyen ben, sizlerin de keyif alacağını umuyorum.

“Bu tavrımdan utanç duyup dişlerimi gıcırdatsam da, aylarca uykusuzluk çeksem de, kızgınlıktan ağzımın köpürdüğü bir anda bana oyuncak bir bebek ve şekerli bir çay getirin taş yüreğim bile yumuşar. Huyumdur işte.”

“Bu arada, baylar, şu anda karşınızda bir şeyler için pişmanlık duyduğumu düşünmüyorsunuzdur umarım. Böyle düşündüğünüzden eminim. Sizi temin ederim ki böyle düşünseniz bile umrumda değil.”

“Şunu bütün ciddiyetimle söylüyorum ki, birçok kez böcek olmak istedim. Ancak bana bu onur bile bahşedilmedi. Yemin ederim ki, gereğinden fazla bilinçli olmak bir hastalıktır, gerçek ve tam bir hastalık.”

“O, bir aptal, ben bunu tartışmıyorum. Belki de normal olabilmenin ilk koşulu aptallıktır, nereden bileceksiniz? Hatta aptal olmak belki de çok güzeldir.”

Dostoyevski
“Doğa size bir şey sormuyor, o sizin dileklerinizle ilgilenmiyor ve yasalarını da beğenip beğenmemenizi hiç umursamıyor. Siz onu olduğu gibi kabullenip, yasaların da tüm sonuçlarına katlanmak zorundasınız.”

“Çünkü, darılabileceğin biri bile yok, somut anlamda bir şey de yok, asla da bulunmayacak. Bir kandırmaca söz konusu, düzmece, hilekarca bir durum, dahası her şey bulaşık suyu.”

“Oysa bir kez olsun gözlerini kapatıp kendini bütünüyle duygularının eline bırakırsan; uzun uzadıya düşünmek yok, nedensiz, kısa bir süre için bilincinden uzaklaşıp özgür kalsan, işte o zaman sev ya da nefret et, yeter ki bir şeyler yap.
En geç ertesi gün kendini kandırdığından dolayı bütün benliğinden nefret edersin.”

“Çünkü insanoğlu aptal bir yaratıktır, eşsiz bir aptal. Aptal değilse bile nankördür, hem de eşi benzeri olmayan bir nankör.”

“Sözlerimin başında insanın en büyük mutsuzluğunun kaynağında bilincin yattığını öne sürmüş olmama karşın, insanoğlunun aydınlanmayı sevdiğini ve hiçbir çıkar karşılığında onu satmayacağını biliyordum.”

“Böyle birinin önüne yeryüzündeki bütün nimetleri serin; mutluluk denizine, başı kaybolana hatta suyun üzerinde hava kabarcıkları çıkana dek batırın; eline sıcak sudan soğuk suya sokmadan yaşaması, yağlı-ballı yemesi, bir de türünün devamı için önüne bütün zenginlikleri yığın da bakın, bu adam salt nankörlüğü, rezilliği yüzünden başınıza neler getirecektir.”

“Yemin ederim! İnanç vardı, umut vardı, aşk vardı.”

“İnsanoğlu aklını başına toplamaz, tam tersine salt nankörlüğünden aklına her geleni yapmak için, bilerek haltlar karıştırır. Buna gücü yetmez ise, beyninde birtakım karışıklıklar, fırtınalar yaratarak acı duymaya başlar, böylece dediğim dedik olması için direnir.”

“Bilir misin, insan en çok sevdiğine çektirir. ‘Biraz sonra onu öyle çok seveceğim, okşayacağım ki, şimdi de biraz eziyet etmek hakkımdır.’ ”

“Bilinçli olmanın sonucuna gelince; bu durumda yapacak pek bir şey olmasa da, arada bir kendi kendini yumruklayabilirsin. Böylece biraz olsun kendine gelebilirsin. Gerçekten de barbarca bir tutum ama hiç yoktan iyidir.”

görsel kaynak: unsplash

Yazar hakkında

Seray Serdar

Seray Serdar

Haliç Üniversitesi Psikoloji lisans mezunu. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi. İstanbul'da yaşıyor. Aynı zamanda maskaraa.com'da çeşitli kategorilerde yazar olarak devam ediyor.

Yorum yap