Yetersizlik Hissiyle Başa Çıkmanın Yolları - Maskaraa

Yetersizlik Hissiyle Başa Çıkmanın Yolları

yetersizlik hissiyle basa cikmanin yollari

İnsanın yolculuğu anne rahmine düştüğü ilk andan itibaren başlar. Doğumuyla beraber ise hayat denen bu koca dünyanın kapısına ilk adımını atmış olur. Doğduğu ilk andan itibaren belirli şeyleri öğrenmeye başlar; konuşmayı, yürümeyi, renkleri, sayıları, iletişim kurmayı… Yaşı arttıkça hayatın ondan öğrenmesini beklediği şeyler de artar. Bir maraton ki hem zamanla yarışır insan hem de anda kalmayı öğrenir.

Öyle bir kapasiteye sahiptir ki aslında insan, şu anda kalırken geçmişini gözden geçirir ve aynı zamanda da geleceğini inşa etmeye başlar. Bu süreçte kimi zaman keşkelere düşer, kimi zaman ise iyi ki dediklerini yaşar. Seçimler yapar. Bazen bu seçimlerinde yanılırken bazen “doğru” seçimlerinin haklı gururunu yaşar. Bu süreçte doğduğu evde başlayan ve bir birey olma yolunda ilerleyen insanın savaştığı en zorlu ve kendini en güçlü hissettiren bir duygu vardır; yetersizlik hissi.

yetersizlik hissiyle basa cikmanin yollari

Sizlerle birlikte bu yazımızda aslında böyle hissetmenin ne kadar doğal olduğundan ve aynı zamanda bu histen kurtulmanın belirli bazı yollarından bahsedeceğiz. Sizlerden kendinizi yetersiz hissettiğiniz ya da size yetersizmişsiniz gibi davranılan o anlara bir göz atmanızı isteyeceğiz. Çünkü her yazımızda yer verdiğimiz gibi bir şeyle başa çıkmanın ve onu atlatmanın ilk basamağı yüzleşmektir. Bu yazımızda belki de yetersiz hissettiğiniz o anlarla yüzleşeceksiniz ancak unutmayın bu his hiçbir zaman gerçek değil. Sizlere bu his birileri tarafından dayatıldı veya başarısızlık olarak adlandırdığınız tüm o önemli deneyimler sonucunda kendinize sarılmak yerine sırt çevirdiniz. Tekrar kendinize kucak açmaya hazır mısınız?

Yetersizlik hissinin kaynağı nedir?

Yetersizlik hissinin en temel kaynağı çocukluk dönemidir. Çocukluk döneminde bir çocuğun ev içerisinde veya okulda yaşadıkları ilerleyen süreçte o çocuğun bir yetişkin olduğunda yetersizlik hissini bir arkadaş gibi tanıdık görmesi oldukça yüksek bir ihtimaldir. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren onay görmek, kabul edilmek ve takdir edilmek ister. Yaptıklarından veya ondan yapılması beklenen şeylerden onay görmeyip takdir edilmeyen bir çocuğun incinmesi ve içerisinde bir yetersizlik hissinin yavaş yavaş oluşmaya başlaması çok sık görülür.

Nasıl bir çiçek suyla beslendikçe büyür ve yeşerirse, bir çocuk da takdir edildiğinde ve ebeveynleri, arkadaşları, öğretmenleri tarafından onaylandığını hissederse içerisindeki öz değer, öz sevgi ve öz saygı üçlüsü de bir çiçek gibi büyüyüp yeşermeye başlar. Bu üçlü ne kadar susuz bırakılırsa yetersizlik hissi o kadar çok kendini göstermeye başlar. İşte bu yüzden yaşadığımız yetersizlik hissini anlayabilmek ve kaynağıyla yüzleşebilmek için içimizdeki o küçük bizle yüzleşmemiz gerekiyor. Her çocuk çok masumdur.

Hiçbir çocuk reddedilmeyi hak etmez. Ebeveynle veya büyükler çocuklara yansıttıkları tavırların o çocuklarda ilerleyen dönemlerde nasıl hisler bırakabileceğini düşünerek hareket etmelidir. Aynı zamanda tüm yetişkin bireyler yetersiz hissetmelerinde hiçbir suçunun olmadığını ve bu hissin gerçekçi olmayan geçici bir his olduğu gerçeğini kendilerine hatırlatmalıdır. İçinizde en çok sizin sevginize ve şefkatinize ihtiyacı olan o küçük size, acımasız davranmak yerine ona kucak açıp onu zamanında yapılmamış olsa bile şimdi sizin takdir edip, kabul etmeniz bu hissin size hiç tanıdık olmayan ve evinizin kapısını çalmayacak olan biri haline dönüşeceğini göreceksiniz.

Çocukluğunuzla barışın

Bu yetersizlik hissinden kurtulabilmenin, bu hissi en az hasarla aşabilmenin en etkili yolu çocukluğunuzla barışmaktır. Çocukken sesinizi çıkaramadığınız için, kardeşinizle karşılaştırıldığınız anlar için, belki de akranlarınıza göre bir şeyi beklenenden daha uzun sürede öğrendiğiniz ve uyguladığınız için size kızılan bu anlardan, anne-baba çatışmasında sizden bir taraf tutulmasını beklediğinizde bir taraf seçemediğiniz için, bazı ekonomik yeterliliklerin çevrenizde gördüğünüz arkadaşlarınıza kıyasla size verilemediği için, fiziksel özelliklerinizden dolayı akranlarınızın size zorbalık yaptığı o anlar için kendinizi artık suçlamayın.

Siz bu durumlardan ve buna benzer durumların hiçbirinden sorumlu değildiniz. Siz sevilmeyi bekleyen, takdir edilmek isteyen ve sadece bir çocuk gibi davranmak isteyen buna da sonuna kadar hakkınız olan küçük çocuklardınız. O zamanlarda bunlara maruz kalmanızın sizinle bir alakası yoktu. Size bunları hissettirenlerin sizinle bir problemi yoktu. Bu onların kendi savaşlarıydı ve siz hiçbir zaman bu savaşa dahil olmadınız. O yüzden sizler kaybedenler de değilsiniz. En büyük adım işte bu yüzden içinizdeki çocuğa kocaman bir “seni seviyorum!” diyebilmek.

Bakış açınızı değiştirin

Çok basit gibi dursa da aslında en çok etki yaratan maddelerden bir diğeri de olaylara karşı bakış açımızı değiştirmektedir. Başarısızlık ve yanlış kararlar dediğimiz her şeyin kocaman bir deneyim olduğunu ve bu yüzden bunların hiçbirinin başarısızlık veya yanlış karar olarak adlandırılamayacağını belirtmek isteriz. Hayat deneme ve yanılma yoluyla ilerler. Başarmak ya da başarmamak gibi kesin kurallar ve keskin kararlar hiçbir zaman söz konusu değildir.

En azından denedim, iyi ki denemişim, iyi ki olmamış, iyi ki o kapı kapanmış ki bu kapıdan girebilmişim gibi cümleler kurup bakış açımızı bu cümleler üzerine şekillendirmek aslında hiçbir zaman asıl konunun bir işe ya da bir kişiye yetmek ya da yetmemekle alakalı olmadığını anlamamıza yardımcı olacaktır. Keşke yerine iyi ki dediğimiz her an aslında yaşadığımız her şeyin kocaman bir artı olduğunu bize gösterecek.

Çevrenizdeki insanları düzenleyin

Hayatımızda bizi her zaman olduğumuzdan daha iyi yerlerde görmek için çabalayan ve bizi aldığımız kararlarda körü körüne olmadan pozitif bir şekilde destekleyecek insanlara ihtiyacımız vardır. Her ne kadar kendimizi sevsek ve kendimize güvensek dahi yeri geldiğinde başarılarımızı paylaşacak kişiler isteriz. İşte bu noktada bizim başarılarımızla mutlu olabilecek ve başarısız olduğumuzu düşündüğümüz anlarda aslında başarısız olmadığımızı çünkü en azından denediğimizi ve belki sadece yanıldığımızı ama yolun sonu olmadığını bize hatırlatacak insanlara ihtiyaç duyarız.

İşte bu noktada çevremizi memnuniyetsiz, mükemmeliyetçi ve negatif insanlarla doldurmak yerine bizi olduğumuzun her zaman daha iyi haline yükseltmek için yardımcı olan insanlarla kuşatmak, yetersizlik hissinden uzaklaşmamız ve bu hisle vedalaşmamız için en etkili yollardan bir diğeridir.

Bir uzmana danışın

yetersizlik hissiyle basa cikmanin yollari

Biz sizler için bu yetersizlik hissinden kurtulmanın tüm yollarını yazsak dahi, hatta sizler farklı farklı kaynaklardan bundan kurtulmanın yollarını arasanız dahi bazen problem sandığımızdan daha derin bir yerde bulunuyor. Bazen insan kendi yaşadığı acılara ve zorluklara farklı bir pencereden bakamıyor ve hep baktığı pencere ona resmin bütünün gösteremiyor. Bu noktada kendinizle yüzleşmeye, belki acılarınızı tekrar hatırlamaya cesaretlenmeniz ve çok uzun zamandır ihtiyacınız olan o desteği almanız gerekiyor.

Danışacağınız bir psikolojik danışman veya psikolog eşliğinde bu süreci en doğru yollarla aşabileceğinizi unutmayın. Kendinizle yüzleşme yolculuğu her zaman sancılıdır, ancak o yolculuğun sonu sizi hiç hissetmediğiniz kadar özgür kılar.

Yazar hakkında

Öykü Kaleli

İnsan psikolojisi ile ilgili bilgileri öğrenmek ve öğrendiklerini uygulayıp, aktarmak doğrultusunda hayalleri için yola çıkmış, bir psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü öğrencisi.

Yorum yap